Sinanpaşa

03 Sinanpaşa sitemize hoşgeldiniz.
Sitemize üye olmak için kayıt ol tuşuna basınız. Üyelik aktivasyonunuzu gerçekleştirmek için mail adresinize gönderilen aktivasyon linkini tıkladıktan sonra üyeliğiniz aktif hale gelecektir. Üyelik işlemi gerçekleşirken açıklamaları lütfen dikkatli okuyunuz. aktivasyon için mail adresinize gönderilen yanlış linki tıklamayınız.

FORUMDA konu açmak isteyenler ilgiye uygun sayfada konu açabilir. Konu hakkında internet ortamına yüklenilen fotoğrafların url bağlantısını kullanarak fotoğraf paylaşabilinir. Bunların yanında video, anket vb gösterimler, yayınlar yapılabilinir.

Her Şey Güzel Sinanpaşa Bölgemizin Güzelliklerini Tanıtmak İçin....


Sinanpaşa Bölgemizin Sanal Vizyonu. Bölgesel Sinerjinin Güçlü Sesi. Tüm Hemşerilerimizin Sitesi.


    Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Paylaş
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir Paz Nis. 26, 2009 10:44 pm


    Ayvalılı Karadağlı ve Köyün İmamı
    İlçemizin Ayvalı köyünde, Mahalli ifadeyle yaşadığı dönemde eşkıya olan ve KARADAĞLI olarak tanınan şahıs bir gün köy imamını çağırarak: Hoca bak ben çok düşmanlı biriyim. Bana ne zaman kim tarafından kurşun sıkılacak belli olmaz. O nedenle beni bu tehlikeden yani hasım kurşunlarından koruyacak bir muska varmıdır? diye sorar. İmamda korkusundan evet ağam var. Senin için yaparız bir şeyler. diye karşılık verir. İleriki günlerde, KARADAĞLI'yı koruyacak muskayı yazar ve “Buyur ağam dediğini yaptım. Bu seni hasımlarının kurşunlarından korur.” Diye yazmış olduğu muskayı Karadağlıya verir. KARADAĞLI da “Hocam şindi bu muska beni koruyacakmı?” diye sorar. Evet cevabını alınca. KARADAĞLI “Hocam şöööle anacıma bi geşte bi kere sende bi deneyelim bakalım. Muskayı boynuna takda bende bir kurşun sıkan. Eğer kurşun seni öldürmesse beni de bu muska korur.” der. Bunun üzerine imam efendi: “Aman ağam ben bunu senin için yazdım bu seni korur beni korumaz kıyma bana. diye yalvarır. Bunun üzerine KARADAĞLI imam efendiye hitaben “Bak böyle lüzumsuz ve boş işlerle uğraşma git adam gibi görevini yap der.

    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net


    En son Yasin ERSÖZ tarafından C.tesi Mayıs 09, 2009 9:49 am tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Kalecilli Uyanık Çerçici

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir Paz Nis. 26, 2009 10:48 pm

    Kalecikli Uyanık Çerçici
    Kalecikli seyyar satıcılar ki yöre insanı ifadesiyle çerçilerden birisi, Günün birinde, ilçemize bağlı Güney kasabamıza gelir. Bütün ticaret emtiası atın yükündedir. Pilastik kaplar, ayna, tarak, çocuk şapkaları, yazma, yemeni gibi şeylerdir. Kasaba halkından özellikle ev hanımları bazı gerekli olan malzemeleri almak için çerçinin başına toplanarak fiyat sormaya başlarlar. Taze küçük çocuğu olan bir annemiz etrafı fırfırlı , Çene altından bağlamalı bir çocuk şapkasının kaç para olduğunu sorar. Çerçi de “Beş lira kızım “der. Bunun üzerine kadın “Aman amca hiç beş liramı olur. Dokuz liraya ver de alalım.” der. Kadın cahil olduğundan para oranlarını bilmediğinden dokuzu beşten küçük görerek aklı sıra indirim yaptırır. Uyanık çerçimiz. Etrafına bakınarak daha yavaş sesle: ”Aaaah ah. Ben bu işleden eyice osandım bıkdım yapmeycen emme şu datlı hatırınız, Bu datlı dilleniz olmasa heç buralara gadaa emenmeycen. Hadi bakalım bu yollukda senin dediğinden olsun. Emme kimseye deme. Bunu yalınız sana veriyon. Başkasına olmaz. Haa eyicene yoruldum ve garnım da acıktı. Yarım ekmeğinen iki domatis de getirisen sana dua ederin gızım.” Der ve beş liralık çocuk şapkasını dokuz liraya satar. Güney'deki iktisadi faaliyetimizden bir kesit.

    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net


    En son Yasin ERSÖZ tarafından C.tesi Mayıs 09, 2009 9:45 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 9:43 am

    Kırkalı Himmet (ÜMMET) Amca
    Kırka kasabamızın renkli simalarından deli Ümmet (Himmet SERT) iş yokluğundan dolayı İstanbul'a çalışmaya gider. Her gün iş dönüşü yorgun bir haldedir. Zamanla kendisinde eklem veya baş ağrısı gibi rahatsızlık halleri belirir. Bir Eczaneye girer. Eczacıya hitaben “Bana bir eli başında ver.” der. Eczacı anlamaz “O nedir amca?” diye sorar. Himmet ağa “Oğlum hani üzerinde elini başına koyulmuş gız iresimli bi hap va ya, işte ondan isteyon.” der. İstediği Gripin hapıdır. Eczacı “Amca o haptan biz satmıyoruz.”der. Ümmet ağa da “ O zuman bi derman ve.” der. Eczacı Ümmet ağaya dönerek “Amca sen Afyonlu musun?” diye sorar. Ümmet ağa da “Hı yavrum nasıl bildin?” diye sorduğunda eczacı: “Amca bu hapları Isparta ila Afyon'dan başka tüketen yer kalmadı da.” Der.
    Kaynak: Orhan Türkeş
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 9:58 am

    Hamır Köylü Kel Ahmet

    İlçemizin Eyice köyü ile Altıntaş İlçesinin Hamır köyü –Kağnıcı çiftliği arasında, Kırsal alanda, Eyiceli hayır sever bir insanımız hayrına bir çeşme yaptırır. Olayın üzerinden belirli bir zaman geçer. Çeşmenin bünyesine zincirle tutturulmuş olan ve tabanı geniş bir bakır tas vardır. Bu tas eskimiştir. Hamır köyülü bir vatandaşın yolu çeşmeye uğrar ve bu eski tas ile su içer. Tasın eskimiş olduğunu görür hayrına tası yeniler. Tasın iç tabanına bir yazı yazdırır

    Ey Ümmeti Muhammet

    İçenlere afiyet.

    Bu tasın hayır sahibi

    Hamır köylü Kel Ahmet.

    Yazı budur. Tastan su içen herkes bu yazıyı ister istemez görüp okumaktadır. Zamanla Çeşmenin kendisini hayır olarak yaptıran Eyice'li vatandaşın yolu çeşmeye düşer ve oda su içtiğinde tasın içindeki yazıyı okur. Canı sıkılmıştır. Tası olduğu yerden çıkarır ve kalaycıya götürerek Tasın dış tabanına şu yazıyı yazdırır.

    Çeşme Eyicenin, Hayır elin,

    Tastan başka nesi varmış bu kelin. Der. Can sıkıntısı gitmiştir.


    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:08 am

    Çobanözü İlköğretim Okulunda Çıkartma
    Çobanözü köyümüze ilkokul binasının yeni yapıldığı yıllardadır. Beş sınıflık öğrenci potansiyeline sahiptir. Okula Okul Müdürü hariç beş tane öğretmen atanmıştır. Bu durum ilgi uyandırır. Aradan bir iki öğretim dönemi geçtikten sonra okula Eğitim müfettişi gelir. Beşinci sınıfa girer. Bir öğrenciyi tahtaya kaldırarak toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini yaptırmak ister. Öğrenciden basit bir çıkarma işlemi olarak Yirmi bir den, yediyi çıkarmasını ister. Öğrencimiz sıkıla büzüle sessiz bir şekilde çıkarma işlemini doğru olarak tahta üzerinde yapmıştır. Müfettiş Öğrenciye dönerek “Bu işlemi bir de sesli olarak yap ta, arkadaşların da duysun.” Der. Öğrenci yapmış olduğu çıkarma işlemini şöyle seslendirir. “Yirmi bir den yediyi siktir edersek, On dört kalır öğretmenim .”der. Müfettiş aynı ifadeyi defalarca tekrarlatır. İfadelerde bir değişiklik yoktur. Aynı işlemi farklı sınıflarda ve değişik öğrencilere de yaptırır ifadeler aynıdır. Müfettiş sınıfın birine okul müdürünü ve diğer öğretmenleri de çağırarak bir öğrenci ile çıkarma işlemini tekrar yaptırır. İfadeleri hepsi de duymuştur. Müfettiş son olarak Öğrenciye derki: “Oğlum bu okulda kaç öğretmen var?” Öğrenci Müdürümüzle birlikte altı tane öğretmenim.”der. Müfettiş öğrenciye tahtaya altı yazmasını söyler. Öğrenci tahtaya rakamla altı yazar. Müfettiş tekrar öğrenciye dönerek “Oğlum altıdan altıyı çıkar.” der. Öğrenci işlemi yapar. Müfettiş tekrar sorar.”Kaç kaldı yavrum.” der. Öğrenci “Altıdan altıyı siktir edersek sıfır kalır öğretmenim.” der. Müfettiş de Okul müdürü ve diğer öğretmenlere dönerek “ İşte böyle Eğitim dilini bu çocuklara veremediğiniz için, düzenleyeceğim raporda, hepiniz hakkında da yer değişikliği öneriyorum.” der. Gerçekten de yıl içerisinde öğretmenlerin hepsi de değişir.
    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:12 am

    Kötü Apil `in Tirende Sahurluk Yemeği

    Demir yollarının iyi çalışıp insanımızın tren yolculuğunu tercih ettiği günlerdir. Ara istasyonlardan da yolcular trenlere binebilmektedir. Demiryolları işletmelerine bolca eleman alınan ve bu yüzden çocuk ninnilerine bile girerek “Uyusunda büyüsün. Tren yolundan yürüsün.”diye ifade zenginliğine sahne olan Ayvalı köyü eşrafımızdan, Kötü Apil diye bilinen vatandaşımız İzmir'e gitmek üzere trene biner. Aylardan Ağustos ayı ve son günleridir. Aynı zamanda ramazanlık olduğundan insanlar oruç tutmaktadır. Bu nedenle gece sahur vakti geldiğinde yolcumuz sahura kalkar ve çıkınındaki yiyeceklerle sahur yemeği yer. Yedikleri arasında Bir bütün tavuk haşlaması, Üç katmer, bir karpuz ve bir desti de su vardır. Yolcumuzun Sahur sofrasını ve yediklerini gören, trendeki yolcular arasında Ege Üniversitesi öğrencileri de vardır ve şaşkın şaşkın tüketilen sofraya bakmaktadırlar. Apil ağa da onların baktığını görünce “Eeeee evlat neetcen gari yarin oruç dutcaz malum ramazanlık.” der. Öğrencilerden birisi de : “ Amca bu yediklerini eğer bizim birimiz yemiş olsaydı Tam bir hafta oruç tutardık.” der.



    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:22 am

    Ağzı Olandan Korkmayın Mutlaka Yer
    Yörükmezarı köyümüze, Orman işletme müdürlüğü, Halk dilinde Ormancı diye ifade edilen, Orman Muhafaza Memuru atar. Memurumuz dürüst, ciddi ve mesleğine düşkün birisidir. Köylüler onun resmi yönünden ve ciddiyetinden korkarlar. Zaman zaman şikayet ederler. Sızlanırlar. Köy halkından olan yaşlı bir koca anamız köylülere hitaben derki. “Siz onu benim yanıma getirin bi. Bide ben gören “ der. Ama koca anamızın gözleri görmemektedir. Günün birinde memuru koca ananın yanına getirirler. “İşte bak senin sorduğun memur yanında duruyor “ derler. O da elleri ile Orman muhafaza memurunun saçlarından başlar yoklamaya ve nihayet ellerinin başparmakları memurun dudaklarına gelir. Koca ana hemen “Hı işte buldum.”der. Çevresindekilere hitaben “Bi de bundan gorkuyonuz. Bunun ağzı varımış. Heç bundan gorkulurmu? A oğlum. Ağzı olandan gorkman. Mutlaka yer.” Diye söylenir.

    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:28 am

    Amca Senin Şalvarın Çiçek Açmış
    Kılık kıyafet devriminin yapılmadığı ve ilçe merkezlerinde bile elektriğin bulunmadığı zamanlarda geçer anlatacağımız olay. Yörenin kadınları şalvar giyer. Burada şalvarlar dış giysi olarak kullanılmaktadır. Yaşlı erkek nüfusta ağı bu günkünden daha geniş ve paçaları daha dar olan pantolon giymektedir. Amcamız sabah erkenden kalkar. Paşa camiine sabah namazına gidecektir. Namaza geç kalmamak için acele giyinir. Abdestini alır ve alaca karanlıkta camiye varır. Camide sabah namazı kılındıktan sonra ortalık biraz daha aydınlanmış renklerin alı yeşili seçilir bir duruma gelinmiştir. Namaza gelen amcamızın üzerindeki çiçekli donu gören cemaat ten ona şakası geçer: ”Hayrola ağa Senin don çiçek açmış.Sen ne yaptın böyle? Derler. Oda onlara dönerek derki “Siz benim ne yaptığıma bakmayın Ne yapacağıma bakın.”der. Amca alaca karanlıkta kendi pantolonunun yerine yanlış don giymiştir. Evine gelerek yaşlı hanımına öfkeli bir şekilde çıkışarak onu dövmeye başlar.”Hı bi daha benim donun yanına don çıkarcakmısın ? hı. Söle bakan."
    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:34 am

    Tahsildara Kabak Yemekleri
    Köylerde sakız kabağının (Kızartma yapılan kabağa verilen isim) ekiminin yeni yeni yapıldığı günlerdedir. Tahsildar Maliye alacakları için Elvanpaşa köyüne varır. Köy odasında çalışmasını sürdürür. Bu arada öğle vakti gelmektedir. Tahsildarın karnı acıkır. Aynı zamanda da odanın içerisinde bir kedi, sürekli olarak miyavlayıp tahsildarın paçalarına sürünerek, Hayvanda açlığını belirtmektedir. Derken Köy muhtarı bir tepsi yemekle odaya girer. Tepsi de ağzı kapaklı üç adet yemek kabı vardır. Nezaket gereği Misafirin yemeğini daha rahat yiyebilmesi için onu yalnız bırakırlar. Tahsildarımız yemek kaplarını birer birer açar. Kaplarda O günün geçerli malzemesi olduğundan birinde kabak musakka, diğerinde kabak kızartması ve bir diğerinde de kabak tatlısı vardır. Amaaa. Tahsildarımız da ömrü billah kabağı sevmemektedir. Paçalarına sürünmekte olan kediyi boynundan tuttuğu gibi birer birer tabaklardaki yemeklere burnunu bandırır. Bir yandan da kediye hitaben “Bu da kabak, Bu da kabak, bu da kabak. Al eyice bağır. hemen ye.” Diyerek yemek kaplarını kapatıp tepsiyi geri verir.
    Yazan: Orhan TÜRKEŞ
    Kaynak: Sinanpasa.net
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir C.tesi Mayıs 09, 2009 10:41 am

    Sığıra İnek Kattırdıkdan Sonra...
    Köylerde köye ait sığırların topluca otlatılmak üzere, sürü halinde , bir çoban tarafından, her gün köyün belirli bir yerinden topluca götürülüp otlatıldıktan sonra akşam üzeri köye getirildiği günlerdedir yaşanılan olay. Ahmetpaşa kasabamızın belediye olmazdan önceki günlerin de ineğini sürüye katmak üzere, Kuşluk vaktinden önce, saat yedi buçuk sekiz aralarında bir annemiz köyün bu iş için belirlenen yerine gelir. İneğini sürüye katmış evine dönmektedir. Yolda onu tanıyan başka bir kadın çevirir. ”Ataş alır gibi nere gidiyon? az laf edem durda.” der. Başlarlar konuşmaya. Konuşulacak o kadar konu doğar ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamazlar. Sığır çobanı hayvanları otlatmış akşam üstü sürüyü köye getirmektedir. İnek sahibi annemizin hayvanı sahibini tanımıştır. Onu görünce bağırır. O da hayvanını tanır. “A Allah alasıca gelimmedin? İki tek lafım kaldıydı.” diye ineğe erkenden çıkıp geldiği için çekişir.
    ------------------------------------------------------
    Orhan Ağabeyimize Teşekürederiz.
    avatar
    Yaşar 3403
    Arabulucu
    Arabulucu

    Mesaj Sayısı : 16
    Yaş : 45
    Nerden : İstanbul
    Kayıt tarihi : 27/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yaşar 3403 Bir Perş. Mayıs 14, 2009 7:27 pm

    Yasin kardeş ben buna sinanpaşa haber sitesinde de karşı çıktım ve yorum yazdım ama yorumum yayınlanmadı...
    bu adam resmen sinanpaşa ve köylüler ile dalga geçip alay ediyor napalım bizim lisanımızda bu şekildee lütfen yasin rica ediyorum sil bu başlığıı...
    avatar
    Yasin_ERSÖZ
    Site Yetkilisi
    Site Yetkilisi

    Mesaj Sayısı : 252
    Yaş : 44
    Nerden : İzmir
    Kayıt tarihi : 26/01/09

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Yasin_ERSÖZ Bir Cuma Mayıs 15, 2009 5:49 pm

    Dalga geçmiyor olanı yazıyor. Bence gzel tesbitler. İnsanlarımızın kendisine öz eleştiri yapmasını sağlıyor bence. Orhan Ağabeyin evine bir kaç defa misafir oldum. Yöremiz insanlarından parayla aldığı, kilimleri, metal işleri, vb. tarihi eser diyebileceğim şark köşesi işleri gördüm. Orhan ağabeyin bu tür kültürel birikimlere sahip çıkması ve bu kültürü yazıları ile zenginleştirmeye çalışması takdir edilecek bir davranış ya da çalışma.

    Bizi bizden daha iyi tanıyan bir dostumuz olduğunu söyleyebilirim. Biz insanlarımıza sahip çıkamadığımız gibi dışardan gelen Sinanpaşa sevdalılarına da sahip çıkamıyoruz.

    Sponsored content

    Geri: Yöremiz İnsanlarına Ait Bir Kaç Tarihi Yaşanmış Hikayeler

    Mesaj tarafından Sponsored content


      Forum Saati Salı Ekim 17, 2017 2:06 am